
1. TÜRKİYE MARKA YOLCULUĞU
KONFERANS SERİSİ 2026

İLK ÜLKE MARKALAMASI
1926 yılında, genç Türkiye Cumhuriyeti dünya sahnesinde "yeni ve modern" bir kimlikle yerini almaya çalışıyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın vizyonuyla, Türkiye'nin sadece topraklarını değil; sanayisini, sanatını, kültürünü ve modernleşme iradesini Batı'ya anlatmak için radikal bir karar alındı: "Karadeniz" isimli vapur, bir seyyar sergi gemisine dönüştürülecekti.
Karadeniz Vapuru (1926)
1926 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayi, tarım ve kültürel üretimlerini dünyaya tanıtmak amacıyla düzenlenen bir gezi ve tanıtım projesi olan Karadeniz Vapuru, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’nin modernleşme sürecinin ve ekonomik gücünün uluslararası alanda gösterilmesi açısından çok önemli bir atılım ve Türkiye’nin ilk uluslararası halkla ilişkiler faaliyeti olarak, dünya halkla ilişkiler uygulamaları tarihinde devlet eliyle yapılan ilk uygulamalar arasında yerini almıştır. Bu vizyoner uygulama, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda dış kamuoylarına tanıtılmasında çok önemli etkilere sahip olmuştur. (Demirtaş, 2025).
Dünyanın bilinen ilk sergisi 1851 yılında İngiltere’de düzenlenen olarak kabul edilmektedir. Sanayi devrimiyle birlikte Avrupa’da artan seri üretimin daha fazla tükettirilmesi ve ihracatın arttırılması için modern anlamda ilk uluslararası sergi, İngiltere’de “Londra Evrensel Sergisi” olarak 1851’de gerçekleştirilmiştir. Sergiye Osmanlı Devleti’nin de arasında bulunduğu yirmi sekiz ülke katılmıştır.
Osmanlı hükümeti 1 Mayıs 1851’de açılan Büyük Londra Sanayi Fuarı’na, 6 Nisan 1851’de İstanbul’dan hareket eden Feyz-i Bârî adlı gemiyle gönderdiği personeli ve ürünleriyle iştirak etmiştir (Turan, 2020, s. 750).
Tanzimat döneminde uluslararası sergilere katılma ve sergi düzenleme konusundaki devlet iradesi; Cumhuriyet’in ilanından önce, İzmir İktisat Kongresi’nde de kararlı bir şekilde ortaya konmuştur. Devletin siyasî bağımsızlığının ekonomik gelişme ve güçle pekiştirilebileceği düşüncesiyle 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’nde, uluslararası sergilere katılarak ve sergiler tertip ederek Türkiye’nin “emtia ve mamulatının” tanıtılması konusu gündeme alınmıştır (Bozkurt, 2019).
Seyyar Sergi konusu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine ilk olarak 1925 yılında Ticaret Bakanlığının bütçesi görüşülürken gelmiştir. TBMM’de bütçe görüşmelerinde Kazım Karabekir Paşa İktisat Kongresi’ndeki kararlara atıf yaparak bir kez daha gündeme taşımıştır.
Kazım Karabekir “daimi sergilerin vatan malını göstermek, sevdirmek ve sarf ettirmek konusundaki önemine değinince (TBMM Zabıt Ceridesi. Devre II Cilt 16: 34-35 Aktaran Bozkurt, 2019: 1101) Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey konuyu seyyar sergi meselesine getirmiş, on beş yıl önce Ruslar tarafından hayata geçirilen örneğinden yola çıkarak Deniz İşletmeleri’nden (Seyr-i Sefain) alınacak bir vapurun (Karadeniz Vapuru) gerekli düzenlemelerle bir yüzer sergi haline getirilebileceğini anlatmıştır (Erdem, 2019). 1925-26 meclis görüşmelerinde Karadeniz Vapuru’nun hazırlanması kabul edilmiş, ayrılacak bütçe karara bağlanmıştır. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün de onayı ile serginin hazırlıklarına başlanmıştır (Bozkurt, 2019: 1103).
Öncesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin tanıtılması için ülke dahilinde bir ticaret sergisi açılması düşünülmüşse de Avrupa’dan ziyaretçi gelip gelmeyeceği endişesi bu fikirden vazgeçilmesine neden olmuştur. Bunun yerine Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey seyyar bir sergi oluşturma fikrini ortaya atmış ve konuyla ilgili şunları dile getirmiştir: “Bendeniz düşünüyorum ki Seyr-i Sefainden bir vapur alalım. Mesela Karadeniz Vapuru’nu düşündüm. Bunun içinde 130 yatak vardır. Tüccarlarımızdan 130 kişiyi alabilir. Ambarlarında elektrik tertibatı yaparak meşher [sergi] haline koyabiliriz. Bütün mahsulâtımızı ve masnuatımızı [sanat eserleri] bu vapurda sergi halinde gösterebiliriz.” Mecliste yapılan görüşmeler nihayetinde Karadeniz Vapuru’nun sergi için görevlendirilmesi ve vapurun Seyr-i Sefain İdaresinden kiralanması için yüz bin lira tahsisat ayrılması kabul edilmiştir.
Seyyar Sergi’nin hazırlığına ilişkin olarak ilk komisyon Seyr-i Sefain İdaresi bünyesinde kurulmuştur. Ancak bu idarenin kendi iş yoğunluğu dolayısıyla gerekli planlamaların yapılması görevini İstanbul Ticaret Odasına bağlı Beynelmilel Sergiler Panayırı Komisyonu üstlenmiştir. Öncelikle düzenleme komisyonu ve buna ek bir düzenleme heyeti kurulmuştur. Bu Düzenleme Heyetinde şu isimler yer almaktaydı: 1- Ziraat Bankası Eski Müdür Muavini Manyasizade Raufî Bey (Heyet Başkanı), 2- Seyr-i Sefain Müdürü Umumisi Sadullah Bey, 3- İstanbul Ticaret Mıntıkası Müdürü Muhsin Bey, 4- İstanbul Sanayi Müdürü İbrahim Bey, 5- Ticaret-i Bahriye Müdür Muavini Müfit Bey.
Seyyar Sergi fikri aylar öncesinde halka basın aracılığıyla anlatılmış, kamuoyu oluşturulmaya çalışılmış; ilan ve reklamlar vasıtasıyla yurdun dört bir yanından tüccarlar sergiye iştirak etmeleri için teşvik edilmişlerdir. Benzer biçimde Türk milletini temsilen gemide bulunan yolcular yine dahili kamunun desteğinin arandığı ve alındığını gösterir niteliktedir. Bu durum uluslararası ilişkilerde politikaların yürütülmesinde en büyük güç kaynağı olarak “ulus”u gören, onun desteği ve yetkilendirmesi olmadan ulus adına hareket etmenin imkansızlığını işaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politika anlayışını tümüyle yansıtmaktadır (Doğan, 1986: 147).
Seyyar Sergi Düzenleme Heyeti gazetelere reklam ilanları vererek sergiye katılmak isteyenlerin şu evrakları kendilerine iletmelerini istemiştir: a- polis merkezinden alınan hüviyet varakası, b- idare-i hususiye ve umumiye vergi makbuzları, c- nüfus tezkireleri, d- askerlikle ilişiği olmadığına dair belge, e- dört adet vesikalık fotoğraf.
Ticaret Bakanlığı, Karadeniz Vapuru’nda düzenlenecek olan Seyyar Sergi’nin uğrayacağı limanlar, sergiye katılım şekli, vekâletli satış, nakliye, komisyon, antrepo, sigorta hizmetleri, eşyaların sergiye teslim usulü, sergi tertip masrafı, serginin şekli ve taksimatı, satışların nasıl yapılacağı, tüccarların seyahati, vapurdaki yemek ücretleri, sergilenen ürünlere dair yayınlanacak kitap ve kataloglar, sergi güvenliği, tercümanlar ve ticari ilişkiler, gümrük konusu, orkestra, ziyafetler ve merasim konularını düzenlemek üzere talimat ve program hazırlamıştır. Bu talimatname ve program yirmi bir madde ile açıklanmakla beraber sergi içerisinde yer alacak olan İş Bankası şubesinin nasıl çalışacağı ve sergide hangi eşyaların bulunacağına da yer verilmiştir.


Seyyar Sergi’nin talimat ve programına göre uğrayacağı limanlar ve bu limanlarda geçirilmesi planlanan süreler şöyleydi:
(Her ne kadar programda yer alsa da Venedik, Trieste, Batum, Odesa Köstence ve Varna limanlarına seyahat yapılmamış bazen de süreler 1-2 gün ile aşılmıştır)
Seyyar Sergi’de sergilenmesi düşünülen eşyaların tespit edilebilmesi için Sergi Tertip Heyeti, Anadolu’yu yedi bölgeye ayırarak her bölgeye bir memur göndermiştir. Yapılan çalışmalardan sonra Seyyar Sergi’de şu ürünlerin sergilenmesi kararlaştırılmıştır:
Gemide sergilenen sanat eserlerinin Türk sanatçılara ait olması önemsendiğinden Sanayii Nefise Mektebi’nin yaptığı resim, heykel ve biblolar seçilmiş, İbrahim Çallı’nın Atatürk tablosu sergilenmiştir (Sevgili, 2006). Geminin hazırlık safhasında Anadolu’nun çeşitli yerleri ile İstanbul’un başlıca eserleri fotoğraflanmış, bunların hazırlanan kitaplarda yer almasına ve gemide sergilenmesine dikkat edilmiştir (Vakit Gazetesi, 6 Mart 1926 Aktaran Erdem, 2019: 38). Sergilenecek tüm ürünlere ilişkin dokümanlar hazırlanmış; bunların yetişme yerleri, koşulları ekimleri, sökümleri, işlenmeleri gerek çizimlere gerek grafiklere dökülmüştür. Ziyaretçi tüccarlara, devlet insanlarına verilmek üzere kitapçıklar, broşürler ile gemide gösterilmek üzere ilan, afiş ve filmler yaptırılmıştır (Cumhuriyet Gazetesi, 6 Nisan 1926).,
Gazete ilanlarından ve afişlerden yararlanılarak gidilen ülkelerde halkın ilgi ve alakası sergiye toplanmaya çalışılmış, yine sergi hakkında gidilen ülkede kaleme alınan gazete yazılarına, haberlere büyük önem verilmiş, haber yapmak üzere gemiye çıkan muhabirlere ülkenin genç, dinamik ve modern yüzünü aksettirecek fotoğraflar verilmiş, açıklamalar yapılmıştır.
47 kişilik Riyaseti Cumhur Orkestrası bir kültürel diplomasi timsali yaratmıştır, durulan her limanda ziyaretçilerini hem ülkemizin hem de gidilen ülkenin marşı ile karşılayan orkestra ile milli değerlere verilen önem bir kez daha gösterilmek istenmiştir. Ayrıca her davete müzik ile eşlik edilmiş, özellikle Avrupalı bestecilerin besteleri çalınarak bir yandan duyguda ortaklık yakalanmaya bir yandan da modern Türk müzisyenlerinin marifetleri gösterilmeye çalışılmıştır
Gidilen her limanda temasta bulunulması lüzumlu kişilerin davet edildiği akşam yemekleri ve balolar düzenlenmiş, neredeyse yine her limanda gemi heyeti de şehrin yönetim kadrosu tarafından misafir edilmiştir. Genellikle resmi heyetler arasında karşılıklı saygı çerçevesinde ilerleyen görüşmeler çoğu ülkede Türkiye Cumhuriyeti’ne sunulan takdirleri, dostluk duygusunu da içermiş (Ayhan, 2018), serginin ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde üstlendiği önemli rol vurgulanmıştır (Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 2016).
Karadeniz Vapuru 3 Nisan 1926’da şehir hatlarındaki son seferini İzmir’e yaptıktan sonra Seyyar Sergi Komisyonu emrine verilmesiyle sergi haline dönüştürülme çalışmaları da başlamıştır. Haliç’te havuza alınan vapurun iç teşrifatı titizlikle yapılmış, asıl rengi siyah olan vapur beyaza boyanmıştır. Tüm bu hazırlıklar Mayıs ayının sonuna doğru tamamlanabilmiştir.
Hazırlıkların tamamlanmasından sonra Karadeniz Vapuru 12 Haziran akşam saatlerinde seyahati için hareket etmiştir. 13 Haziran’da Mudanya’ya ulaşan vapuru burada ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa denetlemiştir. Mustafa Kemal Paşa sergi defterine şunları yazmıştır: “Sergi muvaffak olmuş bir eserdir. Bende gayet iyi intibalar husule geldi. Teşhir tarzı çok iyidir. Müteşebbislerini takdir ve tebrik ederim.” Bu ziyaretten/teftişten sonra hareket eden Karadeniz Vapuru Çanakkale Boğazı’nı geçerek Avrupa yolculuğuna başlamıştır.
Karadeniz Vapuru sırasıyla şu limanlara uğramıştır: Bona (Cezayir), Barcelona (İspanya), Havre (Fransa), Londra (İngiltere), Amsterdam (Hollanda), Hamburg (Almanya), Stockholm (İsveç), Helsinki (Finlandinya), Leningrad/Petersburg (Rusya), Danzing ve Gdynia (Polonya), Kopenhag (Danimarka), Anvers (Belçika), Marsilya (Fransa), Cenova ve Napoli (İtalya).
Karadeniz Vapuru’nun bu seyahati sırasında vapurun kaptanlığını Topuz lakabıyla bilinen Lütfi Bey, ikinci kaptanlığını Süreyya Gürsu, üçüncü kaptanlığını Asım Alnıak, dördüncü kaptanlığını Vedat Karaaslan yapmıştır. Bu kaptanların dışında vapurda beş çarkçıbaşı, yedi makine zabiti, iki telsiz zabiti, dört çarkçıbaşı, bir lostoromo, bir nakkaş, bir kalafatçı, dört serdümen, on iki tayfa, on dokuz aşçı, on sekiz kömürcü, otuz sekizince kamarot, altı vinçci, bir de kazancı görev almıştır.
.jpeg)
Seyyar Sergi’nin seyahati sırasında Karadeniz Vapuru’nda sadece mürettebatı görevliler ve tüccarlar yer almamıştır. O günlerin Türkiye’sinden tanınmış ses, saz ve tiyatro sanatçıları, basın temsilcileri ve devlet adamları da katılmışlardır. Basın temsilcisi olarak katılanlar arasında; Hâkimiyet-i Milliye adına Kemalettin Kamu, Vakit gazetesi adına Vâlâ Nurettin, Resimli gazete adına Türkiye’nin ilk kadın muhabiri Bedia (Arseven) Celal Hanım, Cumhuriyet gazetesi adına Dündar Bey katılmışlardır. Basın temsilcileri dışında; mizah sohbetleriyle tanınan Bal Mahmut (Baler), Celal Bayar’ın oğlu Refii Bayar ve eşi Zekiye Hanım, Öğretmen İclâl Hanım, Çamlıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Ata Bey, Şekerci Ali Muhiddin Hacı Bekir, Seyfettin Çürüksulu Bey, Şair Orhan Veli Kanık’ın babası Müzisyen Veli Kanık, ilk Türk kadın milletvekillerinden Mebrure Gönenç (o dönem Üsküdar Amerikan Kolejinden öğretmen), Gaziantep Milletvekili Ahmet Remzi Bey, Ziraat Müzesi Müdürü Nihat Bey, İş Bankası Muhasebe Müdürü Muvaffak Bey ve Evkaf Müdürü Hilmi Bey (aynı zamanda sergi müdürü), Anadolu Şimendiferler Umur-ı Ticariye Müdürü Eşref Bey, Coğrafya Encümeni Reisi Pertev (Demirhan) Paşa, Maden Uzmanı Kenan Bey, Ziraat Mektebi Dâhiliye Müdürü Zihni Bey, Amerikan Kız Koleji öğretmenlerinden Seniha Fuat Hanım, Erenköy Kız Lisesi öğretmenlerinden Seniha Hanım, Üsküdar Amerikan Kız Kolejinden Hatica Hanım, Amerikan Kız Koleji son sınıfından Fehime Hanım, Heykeltraş Mermi Farukî Hanım, Hasan Ecza Deposu sahibi Hasan Bey, tütün inhisarı temsilcisi Semih Bey, dış ticaret temsilcisi Halil Mithat Bey, Posta Müdürü Kenan Bey bulunmaktaydı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası da İstiklal Marşı’nın bestecisi Osman Zeki (Üngör) şefliğinde gemide yer almıştır. Gemideki mürettebat sayısı toplamı 125’tir. 47’si Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyesi olmak üzere toplam seyahat eden kişi sayı ise 285’tir.
Karadeniz Vapuru’nun yolculuğu toplamda 86 gün 22 saat sürmüş, bu sürenin 40 gün 16 saati hareket halinde 46 gün 6 saati ise limanlarda bulunularak geçirilmiştir. Bu yolculuk sırasında 9986 mil mesafe kat etmiş, 2778 ton kömür harcamış 971 ton tatlı su tüketilmiştir. 13 Avrupa ülkesinin 16 liman kentine uğranılmış ve 44 yabancı kılavuz kaptan alınmıştır. Gemide 16 balo ve ziyafet verilmiş, gemi dışında 36 ziyafete iştirak edilmiştir. Seyyar Sergi’yi gezen kişi sayısının ise toplamda 65 bin olduğu tahmin edilmektedir.
“Eski düşmanları ve yabancıları dosta, dostları müşteriye dönüştürmek” amacıyla hareket eden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yürüyen bir parçası olan Seyyar Sergi Karadeniz Vapuru, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Diplomasi Tarihi ve Dünya Tarihi açısından önemli bir örnektir.
Yüzer sergi konusunda aktarılması elzem bir başka detay ise serginin amblemi ve tanıtımı noktasındadır. Ünlü ressam Namık İsmail Bey’e ait olan amblem; Yunan mitolojisinde ticaret ve haber tanrısı olan Hermes’in yol göstericiliğinde Türkiye topraklarından İstanbul siluetini ardında bırakarak denizlere açılan Karadeniz Vapuru’nu göstermekteydi (Erdem, 2019: 33). Bu bağlamda amblemde hem ticari ürünleri hem ülkenin diğer ülkelerle geliştirmek istediği ilişkileri hem de ülkenin modern ve Batılı yeni halini Avrupa’ya anlatacak bir haberci olarak Hermes figürünün ağırlığı görülmektedir. Bayrak ve İstanbul silueti ile de yerli ve milli değerler anımsatılmıştır.
.jpeg)


Karadeniz Vapuru'nun Temel Amacı
-
1926 yılında gerçekleştirilen Seyyar Sergi Karadeniz Vapuru, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik, kültürel ve toplumsal dönüşümünü Avrupa ülkelerine tanıtmak amacıyla düzenlenmiştir.
-
Türkiye'nin üretim kapasitesini, ticari ürünlerini ve modernleşme hamlelerini uluslararası kamuoyuna göstermek hedeflenmiştir.
-
Cumhuriyet'in dünyaya açılan ilk kapsamlı tanıtım ve imaj çalışması olarak değerlendirilmektedir.
Stratejik Halkla İlişkiler Aracı Olarak Karadeniz Vapuru
-
Cumhuriyet yönetiminin bilinçli ve stratejik bir kararıyla hayata geçirilmiştir.
-
Amaçları:
-
Türkiye'yi uluslararası alanda tanıtmak,
-
Ticari ilişkiler geliştirmek,
-
Yeni pazarlar oluşturmak,
-
Türkiye'nin modern yüzünü göstermek.
-
-
Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki yeni Türkiye'nin "medeniyet dünyasıyla buluşmasının sembolü" olarak görülmektedir.
-
Bazı ülkeler, özellikle Finlandiya, vapurun kendi limanlarına uğraması için resmi girişimlerde bulunmuştur.
Proaktif Halkla İlişkiler Uygulaması
-
Önceden planlanmış kapsamlı bir iletişim programı çerçevesinde yürütülmüştür.
-
Ticaret Bakanlığı tarafından özel çağrılar yapılmış, organizasyon komiteleri oluşturulmuştur.
-
"Karadeniz Vapuru Sergi ve Seyahat Talimatnamesi" hazırlanarak süreç ayrıntılı şekilde planlanmıştır.
Basınla İlişkiler Boyutu
-
Dönemin önemli gazetecileri vapur seyahatine dahil edilmiştir:
-
Kemalettin Kamu
-
Vala Nurettin
-
Bedia Celal (Türkiye'nin ilk kadın muhabirlerinden)
-
Dündar Bey
-
-
Gazeteciler aracılığıyla ulusal ve uluslararası kamuoyunda görünürlük sağlanmıştır.
-
Bu yönüyle modern medya ilişkileri uygulamalarının erken örneklerinden biri kabul edilmektedir.
Etkinlik Yönetimi Açısından Önemi
-
Sergi kapsamlı bir etkinlik yönetimi projesi olarak tasarlanmıştır.
-
Talimatnamede:
-
Uğranacak limanlar,
-
Sergilenecek ürünler,
-
Satış ve lojistik süreçleri,
-
Gümrük işlemleri,
-
Güvenlik önlemleri,
-
Tercüman hizmetleri,
-
Ziyafet ve törenler ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
-
-
Yangın riskine karşı personele tatbikat yaptırılmıştır.
Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Karadeniz Vapuru
-
Türkiye'nin uluslararası imajını geliştirmeyi amaçlayan bir kamu diplomasisi girişimidir.
-
Sergiye sadece tüccarlar değil;
-
Sanatçılar,
-
Öğretmenler,
-
Güzel sanatlar öğrencileri,
-
Basın temsilcileri,
-
Devlet kurumlarının temsilcileri,
-
Cumhurbaşkanlığı Orkestrası da katılmıştır.
-
-
Amaç, Türkiye'nin modern ve kültürel yönünü yabancı kamuoyuna göstermek olmuştur.
Ülke ve Destinasyon Tanıtımı
-
Anadolu'nun doğal ve kültürel zenginliklerini tanıtmak için özel fotoğraflar hazırlanmıştır.
-
Tarihi eserler, manzaralar, sanayi tesisleri ve ticari merkezlerin görselleri sergilenmiştir.
-
Kayseri'den getirilen halı tezgâhında canlı halı dokuma gösterileri yapılmıştır.
-
Ürünlerin üretim yerlerini anlatan çok dilli broşürler hazırlanarak limanlarda dağıtılmıştır.
Türkiye İmajının İnşası
-
Karadeniz Vapuru özel olarak beyaza boyanmıştır.
-
Ressam Namık Kemal Bey tarafından özel bir logo hazırlanmıştır.
-
Güvertede "Şark Odası" kurulmuştur.
-
Cumhurbaşkanlığı Musiki Heyeti sergide yer almıştır.
-
Katılımcılar ve sergilenecek ürünler özenle seçilmiştir.
-
Vapurda sinema bölümü oluşturulmuş, tüccarların ürünlerini tanıtmalarına imkân verilmiştir.
-
Resmî davetlere katılacak kişilerin kıyafetlerine kadar ayrıntılı kurallar belirlenmiştir.
Karadeniz Vapuru'nun Halkla İlişkiler Tarihindeki Önemi
Karadeniz Vapuru;
-
Stratejik halkla ilişkiler,
-
Medya ilişkileri,
-
Etkinlik yönetimi,
-
Kamu diplomasisi,
-
İmaj yönetimi,
-
Destinasyon pazarlaması
-
Ulus markalama
-
Ülke markalama
alanlarının tamamını bünyesinde barındıran, Türkiye'nin ilk büyük ölçekli uluslararası tanıtım kampanyalarından biri olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle birçok araştırmacı tarafından Cumhuriyet döneminin en önemli halkla ilişkiler ve ulus markalama uygulamalarından biri olarak kabul edilmektedir.
KAYNAKÇA
Atatürk Ansiklopedisi. https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/525/Karadeniz-Vapuru-(1926)
Başarır, M., & Zorlu, Y. (2022). Seyyar sergi Karadeniz Vapuru’nun (1926) dönem gazetelerinde sunumu ve tanıtım turunun halkla ilişkiler açısından incelenmesi. Erciyes İletişim Dergisi, 9(2), 951-977.
Bozkurt, C. (2019). Türkiye Cumhuriyeti’nin bir propaganda ve tanıtım hamlesi: 1926 Seyyar Sergi ve Avrupa seyahati. Belleten, 83(298), 1097-1130.
Özkan, G. (2021). Erken dönem kamu diplomasisi ve halkla ilişkiler örneği olarak seyyar sergi karadeniz vapuru. Atatürk ve iletişim: Medya, iletişim ve toplumsal dönüşüm, 199-229.
Demirtaş, M. (2025). “Türkiye’de Erken Dönem Halkla İlişkiler Ve İmaj Çalışması Örneği: Karadeniz Vapuru”, Journal of Social, Humanities and Administrative Sciences, 11(3): 277-285. DOI: https://doi.org/10.5281/zenodo.15554082
Türkiye Mark Platformu, Karadeniz Vapuru’nun Türkiye tanıtımı için çıktığı yolculuğun 100. yılında, 12 Haziran’ı “Türkiye Marka Günü” olarak kutlamaya başlıyor. Her yıl 11-12 Haziran tarihlerinde bu muhteşem projeyi gündemde tutarak Türkiye Marka Yolculuğu Konferansları gerçekleştirilecek.
Gelecek marka ekonomisinde, gelecek markalaşmada…